20. hafta Spor Toto Süper Lig puan durumu ve maç sonuçları

Ligin 20. haftasında heyecan dolu maçlar geride kaldı. Oynanan karşılaşmaların ardından Spor Toto Süper Lig puan durumu yeniden belirlendi. Fenerbahçe 5 puan farkla lider başladığı haftada yenilirken, Beşiktaş, 3 puanla 2 maç eksiğine rağmen puan farkını da 2’ye indirdi. Galatasaray ise sahasında beraberlik alarak yarışta ‘ben yokum’ dedi. 20. haftanın ardından oluşan Spor Toto Süper Lig puan durumu ve maç sonuçlarını haberimizden öğrenebilirsiniz.
Osmanlıspor 4-0 Medicana Sivasspor
Ligin dişli ekiplerinden Osmanlıspor sahasında bu sezon beklentilerin uzağında kalan Sivasspor’u konuk etti. Osmanlıspor karşılaşmayı 18. dakikada Raul Rusescu, 45. dakikada Gabirel Torje, 71. dakikada Badou N’Diaye ve 86. dakikada Mehmet Güven’in golleriyle 4-0 kazanmayı başardı. Bu sonucun ardından Osmanlıspor puanını 25’e çıkarırken, Sivasspor ise 14 puanda kaldı.
Antalyaspor 4-2 Fenerbahçe
Haftaya lider başlayan Fenerbahçe, avantajını kaybetti. 2 maç eksiği olan Beşiktaş’ın 5 puan önünde yer alan Fenerbahçe, Antalyaspor deplasmanında hüsrana uğradı. Aldığı mağlubiyetin ardından Fenerbahçe 2 puan farkla liderliğini sürdürse de elindeki avantajı yitirmiş oldu. Antalyaspor’un gollerini 40. dakikada Samuel Eto’o, 54. dakikada Danilo, 56. dakikada Jean Makoun, 90. dakikada ise Sakıb Aytaç kaydetti. Öte yandan Fenerbahçe’nin gollerini ise 85. dakikada Bruno Alves ve 90. dakikada penaltıdan Robin van Persie kaydetti.
Kayserispor 0-1 Mersin İdmanyurdu
Ligin alt sıralarını ilgilendiren karşılaşma konuk ekibin 1-0 galibiyetiyle sona erdi. Akdeniz ekibine galibiyeti getiren golü 20. dakikada Gökçek Vederson kaydetti. Öte yandan Kayserispor 18. dakikada Mustafa Akbaş kırmızı kartla takımını yalnız bıraktı. Bu sonucun ardından Kayserispor 22 puanda kalırken, Mersin İdmanyurdu ise 14 puana yükseldi.
Bursaspor 3-3 Medipol Başakşehir
Bursaspor evinde konuk ettiği Medipol Başakşehir’le 3-3 berabere kaldı. Tam 6 golün atıldığı müsabaka nefes kesti. Karşılaşmada Bursaspor’un gollerini 11. dakikada Tomas Necid, 47. dakikada Sercan Yıldırım ve 65. dakikada Aziz Behich kaydetti. Başakşehir’in golleri ise 50. ve 75. dakikada Sokol Cikalleshi ile 68. Tomas Sivok’tan (kendi kalesine) geldi. Maçın ardından Başakşehir 34, Bursaspor ise 25 puana yükseldi.
Galatasaray 0-0 Torku Konyaspor
Galatasaray sahasında Torku Konyaspor’u konuk etti. Zorlu mücadele de iki takımda yakaladıkları pozisyonlardan sonuç çıkaramayınca, karşılaşma 0-0 beraberlikle tamamlandı. Burak Yılmaz’ın forma giymediği maçta Galatasaray gol yollarında sıkıntı yaşadı. Bu maçın ardından Galatasaray 34 puana yükselirken, Torku Konyaspor ise 33 puana yükseldi.
Çaykur Rizespor 1-1 Eskişehirspor
Çaykur Rizespor sahasında konuk ettiği Eskişehirspor’la 1-1 berabere kaldı. Maçın 7. dakikasında Eskişehirspor 1-0 öne geçse de, Çaykur Rizespor 62. dakikada Mehmet Akyüz’le beraberliği yakaladı ve maç bu skorla tamamlandı. Bu neticenin ardından Çaykur Rizespor 25 puana yükselirken, Eskişehirspor ise 14 puana yükseldi.
Akhisar Belediyespor 2-1 Trabzonspor
Akhisar Belediyespor sahasında Trabzonspor’u 2-1 mağlup etti. Akhisar Belediyespor’a galibiyeti getiren golleri 8. dakikada Douglao ve 80. dakikada Hugo Rodallega kaydetti. Trabzonspor’un tek golünü ise 14. dakikada Muhammet Demir kaydetti. 87. dakikada ise Douglas’ın kırmızı kart görmesiyle Bordo-Mavililer maçı 10 kişi tamamladı. Maçın ardından Ege temsilcisi puanını 33’e yükseltirken, Trabzonspor ise 24 puanda kaldı.
Beşiktaş 4-0 Gaziantepspor
Beşiktaş, Gaziantepspor’u dağıttı. Rakibini 4-0 mağlup eden Beşiktaş, maç eksiğine rağmen Fenerbahçe ile puan farkını 2’ye düşürdü. Bu maçta Beşiktaş’ı galibiyete taşıyan golleri 38. dakikada Gökhan Töre, 42. dakikada Oğuzhan Özyakup, 61. ve 70. dakikada Mario Gomez kaydetti. Bu sonucun ardından Beşiktaş 44 puana yükselirken, Gaziantepspor ise 26 puanda kaldı.
Kasımpaşa – Gençlerbirliği
Kasımpaşa bu akşam sahasında Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda oynanacak karşılaşmayı hakem Abdülkadir Bitigen yönetecek.
Spor Toto Süper Lig puan durumu için TIKLAYIN

Pembe Oda kullanımı arttı

Kamuoyunda “pembe oda” olarak bilinen cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin eşleri ile bir araya gelmelerine olanak sağlayan özel görüşme odaları, tartışmaları ve merak edilen yanlarıyla son bir yılda 21 bin 698 tutuklu ve hükümlü mahkumu ağırladı. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre Türkiye’de 178 bin 360 hükümlü ve tutuklu var. Bu sayının25 bin 390’nını tutuklu ve 152 bin 970’ini hükümlü oluşturuyor.
PEMBE ODADA NELER VAR?
Uygulandığı 2013 yılındanbu yana Türkiye genelindeki cezaevlerinde toplam 45 bin görüşmenin yapıldığı açıklandı.Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü söz konusu rakamın son bir yılda 30 Kasım 2015 tarihi içerisinde ise rakamın 21 bin 698 olduğunu belirtti. İhlas Haber Ajansı (İHA)’nın özel izinle girdiği Bakırköy Kadın Ceza İnfaz Kurumu’nda da üç pembe oda bulunmakta. Söz konusu rakamın yarısı bugün Odalarda eşler için her şey düşünülmüş. Her odada çift kişilik yatak, masa, iki sandalye, mini buzdolabı, metal elbise dolabı, banyo ve tuvalet bulunmakta.Ses geçirmeyen nitelikteki pencereler, perdeyle kaplı. Ayrıca odalarda mahkumların görüşme esnasında uyması gerekenler de; “Acil müdahale gerektirmeyen hallerde görüşmeye ara verilmez.Kurumun eşya ve aletleri kullanıma sunuldukları işlerden başka işlerde kullanılamaz.Görüş süresi içerisinde kurumu asayişini bozucu davranışlarda bulunulamaz ve gürültü yapılamaz.” Gibi 8 madde de listelenerek panoda bulunuyor. Öte yandan olumsuz durumlara karşın acil çağrı butonları da odalar da unutulmamış.
3 AYDA BİR
Adalet Bakanlığı, cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin topluma kazandırılması ve sosyalleşmelerinin teşvik etmek için uyguladığı ödül yönetmeliğinin 11. maddesine göre hükümlü ve tutuklular en geç 3 ayda 1 kez olmak üzere 3 saatten 24 saate kadar eşleriyle kurumunun bu tür ziyaretler için ayrılan bölümünde görüşebileceklerini esas olarak belirlendi.
“AMAÇ TOPLUMA KAZANDIRMAK”
İşledikleri suç ne olursa olsun “herkes ikinci bir şansı hak eder” düşüncesi en çok cezaevlerinde kendini gösteriyor. Çünkü mahkumlar ve hükümlüler her ne kadar kısıtlı da olsa dışarıdaki hayatlarına içeride kaldıkları yerden devam etmelerini sağlayan alternatifler var.Bunların en güzel örneği ise farklı dallarda öğrenim gördükleri kurslar, düzenledikleri etkinlikler ve içeride para kazanımlarını sağlayan işçiler gibi çalışabilecekleri atölyeler bulunuyor. Cezalarının bitimine kadar misafir olarak kabul edildikleri cezaevlerinden sadece biri olan Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’nda meslek sahibi olmalarının önünü açan 18 farklı kurs var. Resimden okuma – yazmaya, takı tasarımından çeşitli dallara uzanan kurslara ilişkin bilgi veren Cezaevi Müdürü Nedim Elbistanlı, “Bizim buradaki tek yegane amacımız gelen arkadaşları bir misafir olarak kabul edip rehabilite ettikten sonra tekrar topumla meslek sahibi kazandırarak çıkmalarını sağlamaktadır. Ayrıca burada 18 farklı kurs var. Kurs sonunda belgeleri takdim edilerek dışarı çıktıklarında kendi bürolarını açma imkanlarına sahipler. Burada ayrıca özel sektör işbirliği ile tekstil atölyesi var. Atölyede de 70 kişi çalışmaktadır” diye konuştu.
“İHTİYAÇ VARDI”
Avukat Mahmut Ceran da anayasanın 41. maddesiyle ailenin devlet tarafından korunmasının zorunluluğuna dikkat çekti. Özellikle eşlerden birinin cezaevinde bulunması evlilikleri zedelediğine ve yasal mevzuatta boşanma gerekçesi olarak bile sayıldığını hatırlatan Avukat Ceran söz konusu uygulamayı yerinde bulduğunu belirterek; “Cezaevinde bulunan yasal olarak özgürlükleri kısıtlanmış insanların yaşantıları nasıl korunabilir?Bu doğrultuda Adalet Bakanlığı eşler arasında özellikle madden ve manen irtibatın muhafaza edilmesi aile birliğinin korunması açısından çok önemli. Özellikle cezaevinde tutuklu bulunan bir eşin özel bir görüşme yapamaması aile bağlarını zayıflatmakta ve hatta ailenin yıkılmasına sebep olmaktadır. Eşlerden birinin cezaevinde olması boşanma gerekçesidir yasal mevzuat içerisinde. Özellikle hayatında bir defe suç işlemiş insanlarımız var. Bu insanlarımız büyük pişmanlık yaşıyorlar ailelerine karşı kendilerini sorumluluk hissediyorlar. Dolayısı ile buna mutlak surette ihtiyaç vardı” dedi.
(İHA)

Yassıada/Yaslı ada

Ağaç katliamıyla gündeme gelen Yassıada ile ilgili Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Radikal’de bir yazı kaleme aldı. İşte Günay’ın o yazısı:
Türkiye demokrasisinin ilk çok partili dönemi, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle sona erince, DP İktidarının tüm mensupları Marmara’nın ortasında bir adada kurulan mahkemede yargılandılar. Atatürk’ün son Başvekili ve 1950/60 döneminin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar, milletvekillleri bir yıl boyunca burada tutuklu kaldılar. Onlar, aileleri ve darbe ortamına rağmen ziyaretlerine gelmeye cesaret edenler, bu adada unutulmaz acı anılar, üzüntüler yaşadılar.
Demokrasi tarihimizde hep buruk duygularla anımsadığımız bu talihsiz süreçle özdeşleşen bu küçük adanın adı Yassıada’dır. Anımsattıkları nedeniyle halk arasında çoğu kez “Yaslı Ada” diye de anılır.
Yassıada, 27 Mayıs sonrasında -önceden olduğu gibi- bir süre yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca, daha sonra da Su Ürünleri Yüksek Okulu olarak kullanıldı. Ancak ulaşım ve benzeri zorluklar nedeniyle 90’lı yılların ortalarında terk edildi. Uzun süre boş kaldı.
2007 Eylül’ünde göreve başladıktan sonra, başta İstanbul olmak üzere, birçok yerde terk edilmiş, ya da kötü kullanılan tarihi mekanları kurtarmak ve iyileştirmek için Kültür ve Turizm Bakanlığınca bir seferberlik başlattık. Topkapı Sarayı avlusundan gecekonduları, Ayasofya içinde unutulan devasa iskeleyi çıkarmak, Ayazağa’da -şimdi Uniq Istanbul diye bilinen- yeni bir kültür vahası inşa etmek, yine Topkapı’da kullanılmayan askeri depoları Saraya katmak, Ankara’da Bakanlığın tarihi binasının yanı başında evsizlerin işgaline uğramış metruk Çarşı’nın yerine park yapmak, aynı durumdaki Cer Atölyelerinde CerModern’i açmak bu sayede mümkün oldu.
2009/10 Yıllarında farklı konularda yeni müzeler kurmak konusunda arkadaşlarımızla fikirler geliştirirken, sadece tarihi objeleri içinde barındıran değil, yaşanmış acıları da toplumsal hafızada unutulmaz kılan ‘anı müzeleri’ yapmak konusunda da yeni görüşler oluştu. Ankara Ulucanlar Ceza ve Tutukevinde -Altındağ Belediyesince- sürdürülen bir çalışma vardı; Sinop Kale/Cezaevi için AB’den kredi bulundu. Diyarbakır’da -İçkale yapılarının dışında- Cezaevinin de Müze olması tartışılıyordu; hala tartışılıyor. Madımak boşaltılmış ve bir anı mekanı olarak düzenlemesi -Valilik eliyle- başlamıştı.
Bütün bu seferberlik içinde Yassıada, balıkçıların arada bir uğradığı ıssız bir ada olarak unutulmuşluğa terkedilemezdi. Demokrasi tarihimizin bu en sorunlu mekanı, tüm yaşananların belleklere kazınacağı bir anı merkezi ve Demokrasi Müzesi olmalıydı. Bu amaçla adanın tarihi işlevine uygun olarak düzenlenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi için girişimler başlatıldı. 2010 Yılında adanın kültür envanteri çıkarıldı; Roma ve Osmanlı yapılarının tespit ve tescil işlemleri yapıldı.
Kamu kurumlarının elinden bir mülkü almak -o mülk kullanılmasa bile- çok zordur. Her kurum, kullanmadığı mülkü elinden çıkarmamak için her türlü gerekçeyi arar, bulur, işi olabildiğince uzatır. Örneğin, Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesinin yanıbaşında yıllarca ilgili kurumların varlığını bile unuttuğu birkaç metruk yapıyı, iyi bir kültür girişimine tahsis etmek için iki yıla yakın uğraştığımızı anımsıyorum. Şimdi o metruk yapıların yerinde Ankara’nın son zamanlardaki en güzel kültür-sanat merkezlerinden biri haline gelen bir ‘butik’ arkeoloji müzesi bulunuyor.
Nihayet, 2011 Nisanında Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü, öteki kamu kurumlarına daha önce yapılmış tahsisleri kaldırarak, adanın “müze yapılmak üzere” Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisine karar verdi. Bunun üzerine adada neler yapılabileceği konusunda ilgili birimler ön çalışmalara başladı.
Temmuz 2011’de dönemin İstanbul Valisi H.Avni Mutlu, Büyükşehir ve Adalar Belediye Başkanları, Bakanlığımızın Müsteşar ve ilgili genel müdürleri ve uzmanlarıyla Yassıada’ya gittik. Yıllar süren terkedilmişliğin bütün tahribatını sergileyen bakımsızlık içindeydi. Her köşesini adım adım gezerek birlikte neler yapılabileceğini konuştuk, ilke kararları aldık.
Yassıada’da Bizans (Doğu Roma) ve Osmanlı döneminden kalma arkeolojik ve tarihsel yapılar ve doğal SİT alanları vardı. Bu yapılar olduğu gibi korunacak; iskele, DP’li tutukluların kaldığı koğuşlar, karşılama ve görüşme mekanları, muhafız birliğinin kaldığı ve yemek yediği yerler, nöbetçi düzenekleri müze kapsamı içinde restore edilecekti.
Deniz Kuvvetlerinin kullandığı dönemde yapılmış bulunan büyük Spor Salon, darbeden sonra Mahkeme olarak kullanılmıştı. Bu salona ziyaretçiler 1960’ta duruşmayı izlemeye gelenler gibi -sessizce- alınacak, sergileme tekniklerinin tüm yeni olanakları kullanılarak -ses ve ışık yöntemleriyle- duruşma ortamı canlandıracaktı.
Yassıada yargılamaları başladığında İstanbul iskelelerinden adaya gelenler, gemiye bindikleri anda askeri disiplinle karşılaşıyor, zorunlu olmadıkça yerlerinden bile kalkmıyor, tam bir sıra ve disiplin içinde Mahkeme salonuna alınıyorlardı. Enis Batur, “bir Ada hikayesi” kitabında bu soğuk ve katı ritüeli son derece gerçekçi biçimde anlatır. Ziyaretçilerin, turistik bir geziden çok, bu yargılama ortamını tam anlamıyla duyumsamaları için, böyle bir ritüelin yaşanmasının olumlu olumsuz etkileri üzerinde konuştuğumuzu dahi anımsıyorum.
Elbette bazı ek düzenlemeler de yapmak gerekecekti. Gelen ziyaretçiler için ‘askeri kantin’ ortamını hissettiren bir yemek salonu, büyüklerinin yaşadığı adada ‘bir gece’ kalmak isteyen tutuklu yakınları için koğuşu anımsatan sınırlı, butik bir konaklama imkanı ve adanın genel görüntüsünde kaybolacak ölçeklerde bilgi ve sergi merkezleri. Bu arada adada, Deniz Kuvvetleri ve Üniversite tarafından kullanıldığı dönemde yapılmış bulunan çok katlı binalar da kaldırılacak, yeşil alanlar çoğaltılacaktı.
Böylelikle Yassıada, demokrasi ve hukuk tarihimizin hüzün ve ibret verici bir dönemini belleklere kazıyan bir Demokrasi Müzesi olacak, bunun dışında ‘turistik’ ya da ‘ticari’ hiçbir düzenlemeye izin ve imkan verilmeyecekti. Bu temel ilkeler doğrultusunda ön proje hazırlıkları başladı. Yapılaşmayı çoğaltan, ticari ve turistik cazibe merkezi haline getirmeyi amaçlayan projeler yerine, sade, vakur düzenlemeler üzerinde yoğunlaşılmaya çalışıldı.
Bu aşamada Başbakanlık çevreleri proje ile özel olarak ilgilenmeye, projeyi bir yap-işlet modeliyle uygulamaya kalkmaya çalıştı. Bu ilginin ardından adanın SİT kararları kurcalanmaya başlandı. Doğal SİT alanları 2011’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanmış; yeşil alanlar inşaat lobisinin insafına terk edilmişti. Kasım 2012’de V no’lu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, -tek yapı ölçeğinde tescilleri koruyarak- arkeolojik sitle örtüştüğü gerekçesiyle tarihi SİT kararını kaldırdı. Bu arada, (Aralık 2012’de) II no’lu Koruma Kurulu Gezi Parkı’nın yapılaşma projesini reddetmişti. Baştan beri Koruma Kurullarından hoşnut olmayan sn. Erdoğan’la, İstanbul’da tarihi dokuyu bozan yüksek yapılaşmalar ve özellikle de Gezi’deki betonlaşmaya karşı çıkmamdan kaynaklı tartışmalar sonunda, Ocak 2013’te Bakanlıktan ayrılmak zorunda kaldım.
Ayrılmamım ardından (Nisan 2013’te) torba yasaya konulan hükümlerle Yassıada’da düzenleme ve yapılaşmanın, “Kıyı Kanunu ve diğer kanunların koyduğu hertürlü kısıtlamanın dışında bırakılması için” özel bir kanun çıkarıldı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Mayıs 2013’te yaptığı ve Haziran 2013’te askıya çıkardığı 1/5000 ölçekli sözde “Koruma Amaçlı İmar Planıyla” adada inşaat için öngörülen yüzde 5 emsal değeri, yüzde 65’e çıkarmış oldu. Mayıs /Haziran 2013’te Türkiye, Gezi Parkı olaylarının hay-ı huyu içinde, -birkaç ilgili ve duyarlı insanın dışında- Yassıada’da, Demokrat Partililerin hatıraları üstünden yaşanan bu imar yağmasının farkında bile olmadı.
Bu kanunun ve planın verdiği imar ve inşa keyfiliğiyle bir protokol yapılarak Yassıada, yap-işlet sözleşmesiyle TOBB’a verildi. TOBB da bu projeyi bir kültür yatırımı desteği olarak üstlenmek yerine, turistik amaçlı, gelir getirici bir yatırıma dönüştürerek tanınmış bir konut yap-sat firmasına ihale etti.
Demokrasi tarihimizin acı ve en ibret verici sayfalarının yaşandığı Yassıada, bütün bu uğraşlardan sonra bugün, bir yap-sat firmasının elinde, sadece tarihi ve doğal dokusu değil, bütün hatıraları çiğnenmiş bir turistik mekana dönüştürülüyor. Adanın yeşil dokusunu tümüyle yok edip inşaat arsasına dönüştürenlerin savunma amacıyla yaptığı açıklamalar daha da feci: Konaklama tesisleri devlet büyüklerinin konuk edileceği en yüksek düzeyde olacakmış! Projeyi hiç anlamamışlar!
Celal Bayar ve Menderes, orada 5 yıldızlı imkanlarla mı tutuklu kaldılar ki, şimdi siz ‘lütfedip’ ziyarete gelen ‘devlet büyüklerine’ bu imkanları sunmak için yapılar yapıyorsunuz?
Görülen o ki, yap-işletçiler de, yükleniciler de, Yassıada’nın görgüsüz bir lüks ve ihtişamla boğulmasının değil, doğal ve tarihsel koşullarının bütün sadeliğiyle korunmasının izleyenler üzerinde daha büyük bir etki ve saygı uyandıracağını anlamamışlar. Tarihi mekanların başına gelebilecek en büyük felaket de budur. Tarihi bilmeyenlerin, sözde sahip çıkıyor görünmesi ve onu bilinçsizce tahrip etmesi.
Özetle, 2011 yılında tarihi anlamına uygun bir ‘demokrasi ibret müzesi’ yapmak amacıyla tahsis edilmiş bulunan Yassıada, bu amaçların dışında ‘turistik’ bir mekana dönüştürülemez. Yassıada da yaşanan anılar ve acılar, Kongre ve benzeri amaçlarla adaya geleceklere vakit geçirecekleri ek ve eğlencelik bir turistik gösteri aracı yapılamaz.
Tarihe duyarlı olduğunu düşündüğüm sayın Başbakan ve sayın -yeni- Kültür ve Turizm Bakanı’nın bu uygulamayı yeniden irdelemesi ve düzelttirmesi için gereken müdahaleyi ivedilikle yapacağını umuyorum. Aksi takdirde yapılanlar, Istanbul’un tümüyle arsaya dönüştürülmesinin acısını çeken duyarlı yurttaşlarımızın haklı tepkisinin yanısıra -ve ondan da önce- Yassıada’da yaşamlarının en acılı günlerini geçirmiş bulunan insanların anılarına da büyük bir duyarsızlık ve saygısızlık olacak, onların aziz ruhlarını rahatsız edecektir.

Valilik: 10 PKK'lı terörist öldürüldü

Valilikten yapılan açıklamada, ilçede teröristlerce kazılan çukurların kapatılması, barikatların kaldırılması ve el yapımı patlayıcıların imhası amacıyla düzenlenen “Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Burak Demirci Operasyonu”nun devam ettiği belirtildi.
PKK’lılar Cizre’de iki bölgede sıkıştı
Açıklamada, “Cizre’de terör örgütü mensuplarına yönelik operasyonda dünden bu yana 10 terörist etkisiz hale getirildi” ifadesine yer verildi.
TÜNELLERLE BAĞLANMIŞ BİNALAR
Günlerdir ambulans bekleyen yaralıların olduğu belirtilen Cizre Bostancı Sokak 23 numaraya dün akşam 17.00 – 19.00 saatleri arasında operasyon düzenlendi. Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre, asker ve polisin müşterek olarak gerçekleştirdiği operasyon daha önce kuşatma altına alınan 23 numara ve buraya tünellerle bağlı beş binanın bodrum katına yönelik olarak düzenlendi.
60 ÖLÜ İDDİASI
TRT Haber gece yarısı bülteninde, Cizre’de gün boyu yapılan operasyonlarda 60 teröristin etkisiz hale getirildiğini iddia etti.Sosyal medyada operasyonun yaralıların bulunduğu bodrum katına yapıldığı iddiaları üzerine HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü, “O bölgeyle iletişimimiz bir süredir kesikti. Bilgi alamıyoruz” dedi. Cizre’de bulunan Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız da “60 kişinin olduğu başka bir ev vardı. O eve operasyon düzenlenebilir. Bilgi almaya çalışıyorum” diye konuştu.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, kaygılı olduklarını ve bilgi almaya çalıştıklarını vurguladı. HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise İçişleri Bakanlığı’nı telefonla aradığını, bakanlık yetkililerinden dönüş yapılmasını beklediğini kaydetti.

Bodrum katına operasyon düzenlendiğini TRT Haber son dakika olarak geçti.

HABER YAYINDAN KALDIRILDI
TRT Haber, dün gece saatlerinde (7 Şubat 2016) televizyonda “son dakika” bandıyla duyurduğu ve internet sitesinde de yayımladığı, “Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde yaralıların bulunduğu belirtilen bodrum kata düzenlenen operasyonda 60 PKK mensubunun öldürüldüğü iddiasına” ilişkin haberini internet sitesinden kaldırdı. Haberin linkine tıklandığında aranan sayfanın bulunamadığı hatası veriyor.

HDP’Lİ VEKİL: BİLGİLER NE KADAR DOĞRU BİLMİYORUZ
HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü ise gece haberin duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada olayın ne kadar doğru olduğunu bilmediklerini belirtti.

SARIYILDIZ: 30 KİŞİ YANMIŞ
Cizre’de bulunan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre’de katliam yapıldığını söyledi. Cizre’den bilgi veren Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız, “Bir binada 30’a yakın kişinin yanmış halde bulunduğu bilgisi bize ulaştı. Bedenlerinde kurşun izi yok.” dedi.
“62 İNSAN VARDI”
Henüz detayların kendilerine ulaşmadığını belirten Sarıyıldız Cizre’deki son duruma ilişkin şu bilgileri verdi: “Binaların ikincisinde çoğu yaralı 62 insan olduğu bilgisi mevcuttu bizde. Onlarcasının katledildiği kesin. Şimdi de Petrol’un arkasındaki evde 30’a yakın kişinin yanmış halde bulunduğu bize ulaştı.”

En güzel 14 Şubat Sevgililer Günü hediye önerileri

Her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür Sevgililer Günü… Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkan ve “Aziz Valentin Günü” olarak bilinen Sevgililer gününde çiftler birbirlerine hediyeler alır, kart gönderir, ya da özel bir yerde yemek yenir. Aşkın simgesi gül satışları ise bu özel günde önemli ölçüde artar. Hediyeler de tabi ki kalp şeklinde olur. Biz de sizi Sevgililer Günü’nde ne hediye alsam derdinden kurtaracak Sevgililer Günü hediyesi önerilerini hazırladık. İşte sevgilinize alabileceğiniz en güzel 14 Şubat Sevgililer Günü hediyeleri…
SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYE ÖNERİLERİ
Evinizin giriş kapısından başlayarak odanıza kadar küçük mumlar yerleştirebilirsiniz. Birlikte çekilmiş fotoğraflarınızdan bir kolaj hazırlayabilirsiniz. Öte yandan klasik ama romantik önerilerden biri de mum ışığında yenilen yemek. İster restoranda isterseniz evde sevgilinizin en çok sevdiği yemeklerden hazırlayacağınız yemek menüsü ile sevgilinizle romantik bir akşamın tadını çıkarabilirsiniz. Eğer imkanınız varsa seyahat planları yapabilir, kısa süreli tatile çıkabilirsiniz.
KADINA SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYE ÖNERİSİ
Kadına Sevgililer Günü için düşünülebilecek en güzel hediye tabi ki çiçektir! Gerçekten de kız arkadaşa çiçek hediye etmek, bu özel günde birçok kişinin aklına gelen ilk hediye seçeneğidir. Çiçek, sevgiyi ve güzelliği en iyi şekilde temsil eden hediyedir. Yine çiçek, hem aşk ile, hem de kadınlarla özdeşleşmiş bir hediyedir. 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel olarak hazırlanmış olan 14 Şubat hatırası ürünler ile, gelecekte bu özel bugünü daha mutlu ve anlamlı bir şekilde geçirebilirsiniz. Sevdiğinizin son zamanlarda çok çalıştığını düşünüyoesanız, ona mesaj ve sauna paketi satın alabilirsiniz. İsterseniz çalıştığı yere isterseniz de eve ”Seni Seviyorum” sonu ile bir çiçek hediye edebilirsiniz. Onun için parfüm yaratıp Sevgililer Günü’nde hediye edebilirsiniz. Parfümerileriden elde edeceğiniz esans kokularıyla ona parfüm yaratabilirsiniz. Kolye, küpe, bileklik gibi yanında taşıyacağı aksesuarlar satın alarak da sevgilinizi şımartabilirsiniz.
ERKEĞE SEVGİLİLER GÜNÜ HEDİYE ÖNERİLERİ
Sabahları güne, kahve veya çay içmeden asla başlamayan sevdiğinize, üzerinde isminin yazılı olduğu ve son derece romantik çizgiler taşıyan Kişiye Özel Sıcak Kalp Kupa Bardak armağan edebilirsiniz! Öte yandan erkek arkadaşınıza sevgililer gününde romantik hediyeler dışında, klasik bir hediye almayı düşünüyorsanız, kemer, cüzdan gibi aksesuarlar alabilirsiniz. Aksesuar yerine, gömlek, kazak gibi giysiler de satın alabilirsiniz.
SEVGİLİLER GÜNÜ TARİHİ
14 Şubat Sevgiler Günü‘nün ilk ortaya çıkışı Roma İmparatorluğu zamanına kadar uzanmaktadır. Eski Roma’da 14 Şubat, halk için büyük önem taşıyordu. 14 Şubat günü, Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan dolayı tatil günüydü. Ayrıca Juno, Romalılar tarafından erkeklik ve kadınlık tanrıçası olarak da bilinmekteydi.
Ertesi gün, yani 15 Şubat günü ise Lupercalia Bayramı başlamaktaydı. Bu bayram gençler için büyük önem taşıyordu. Yaşantıları keskin kurallar ile sınırlandırılmış bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin eşleri oluyorlardı. Hangi bayanın, hangi erkek ile bir çift oluşturacağı ise eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı’nın arife günü yapılan bir kura ile belli olmaktaydı. Genç kızlar isimlerini kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza bırakıyorlardı. Erkekler ise kavanozdan bu kağıtları bir bir çekerek üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa o kız ile bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu arkadaşlıklar, birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilik ile son buluyordu.2. Claudius, Roma’yı kendi sert kuralları ile zalimce yöneten bir imparatordu. Onun için en önemli sorun; savaşacak asker bulamamaktı. Bu durumun tek sebebini ise Romalı erkeklerin ailelerini ve aşklarını bırakmak istememeleri olarak görmekteydi. Bu yüzden Roma’daki nişan ve evlilik yasaklandı. Aziz Valentine de aynı devirde Roma’da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile beraber yasağa rağmen çiftleri gizlice evlendirmeye devam etti. İmparator bir süre sonra bu durumun farkına vardı. Valentine hemen tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat günü Hıristiyan şehitliğinde toprağa verildi.
Hıristiyan Kilisesi’nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar, gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını istedikleri için Lupercalia Bayramı’nın başladığı günü Aziz Valentine Günü (Valentine’s Day) olarak kutlamaya başladılar. O günden beri her yılın 14 Şubat günü, Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor. Yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi görünüyor. Yıllar ilerledikçe 14 Şubat, sevgililerin birbirlerine aşk mesajları yolladığı, sevgiliye hediye alınan bir gün haline geldi. Bununla beraber Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline geldi.

TOMA devrildi, 2 polis yaralandı

Yıkım bölgesine gelen bir TOMA kaygan yolda devrildi, iki polis hafif yaralandı.

Beykoz’da ‘Marifet Derneği’ tarafından, İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun adına yaptırılan ‘Mahmut Efendi Külliyesi’ndeki bazı kaçak binaların yıkımı için Çavuşbaşı Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’ne belediyeye ait iş makineleri ile çok sayıda polis ekibi geldi.

Bu arada olay yerine gelen TOMA, buzlanma olan caddede kayarak devrildi. Kaza sonucu hafif yaralanan 2 polis memuru, ambulansla hastaneye kaldırıldı. TOMA, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait vinçle kaldırılarak yoldan çekildi.
NÖBET TUTTULAR
Bu arada yıkım kararını öğrenen İsmailağa Cemaati’ne mensup onlarca kişi gece saatlerinden itibaren külliye çevresi ve cadde üzerinde araçlarıyla bekledi. Yıkım ekipleri ve polislerin gelmesiyle birlikte toplanan kalabalık araçlarından inerek Külliyenin çevresinde bekleyişini sürdürdü. Mahmut Efendi Külliyesi’nde gergin bekleyiş devam ediyor. (AJANSLAR)

Afganistan'da askeri servise bombalı saldırı

Saldırıda 3 asker öldü, aralarında kadın askerlerin de bulunduğu 18 asker yaralandı. Mezar’ı Şerif yakınlarındaki Balkh şehrinde yoldan geçen askeri servisin geçişi sırasında yapılan intihar saldırısında askeri servis aracı büyük hasar gördü. Görgü tanıkları saldırganın aracın gelişini bekleyerek yaklaşıp üzerindeki bombayı patlattığını belirti. Ölü sayısının artabileceği ifade ediliyor.
Saldırı sabah saatlerinde 29. Shain Askeri Üssü yakınlarında gerçekleştirildi. Ordu sözcüsü saldırı ardından yaralanan askerlerin bölgedeki askeri hastanede tedavi altına alındığını açıkladı.
(DHA)

ABD Kuzey Kore'ye yeni yaptırımlar istiyor

Kuzey Kore’nin uzun menzilli füze denemesinin ardından acil toplanan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Pyongyang yönetimini kınadı ve yeni yaptırımların hazırlanacağını açıkladı.
ABD’nin New York kentinde düzenlenen acil toplantı sonrasında, Kuzey Kore’nin füze denemesini ‘BM kararlarının açık biçimde ihlali’ olarak niteledi.
ABD’nin BM Büyükelçisi Samantha Power Kuzey Kore yönetimi ve lideri Kim Jong-un’a karşı atılacak adımlardan bahsederken “BM sert yaptırımlarla karşılık verecek. Artık işler eskisi gibi olmayacak” dedi.
Japonya’nın BM Büyükelçisi ise mevcut yaptırımların Kim Jong-un’u cayırmaya yetmediğini, yeni yaptırımların şart olduğunu ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi’nin Kuzey Kore’ye yönelik yeni yaptırım kararları alması için, Konsey’in 5 daimi üyesinin de onayı gerekiyor.
Çin: Tansiyon düşürülmeli
Daimi üyelerden Çin’in yeni yaptırım önerisine nasıl yaklaşacağı henüğz belli değil.
Çin’in BM Büyükelçisi Liu Jieyi acil toplantının ardından, BM’deki meslekdaşlarından daha ılımlı bir açıklama yaparak, “BM’nin alacağı kararların tansiyonu düşürmeye, nükleer silahlardan arınmaya ve müzakereleri teşvik etmesi gerekir” dedi.
Daimi üyelerden Rusya ise makul bir çözüme ulaşılmasıyla Kuzey Kore’de ekonomik çöküntünün önüne geçilebileceğini ifade etti.
Rusya’nın BM Büyükelçisi Vitaly Çurkin, Kuzey Kore ile yeniden müzakere masasına oturulması gerektiğini ifade etse de Kuzey Kore’nin son füze denemesini “son derece mantıksız” olarak niteledi.

Yorum: Duygular seçtiriyor

Ines Pohl, bu nedenle oylamaların kestirilebilir olmaktan çıktığı görüşünde. Bernie Sanders’e duyulan hayranlık mantıkla açıklanamaz. En candan sempatizanları bile onun Demokrat Parti’nin başkan adaylığına seçilemeyeceğini bilirler. Partinin, başkan adayının tercihini sadece ‘süper delegelere’ teslim etmediği seçim sistemi Sanders gibi sürpriz bir ismin Hillary Clinton’ın egemenliğini yıkmasını imkânsız kılıyor. Ön seçim kampanyasında sadece güç ve para geçer. Sanders’in partisindeki karar vericileri ürküten radikal görüşleri ikinci planda kalır.
‘Devrime katıl!’
Erkeğiyle kadınıyla, akademisyeniyle genciyle Sanders’i destekleyenlerin sayısı küçümsenemez. Sanders onlarda önemli oldukları ve düşüncelerini temsil eden bir adayın bulunduğu hissini uyandırıyor. Sanders, kendilerine önem verilmediği hissine kapılanlara kulak veriyor. Demokrat aday, ‘devrime bugün katıl’ sloganıyla beklentileri yerine getireceği izlenimini uyandıran bir formül kullanıyor.
Devrim, köklü değişikliği, katılımı ve şimdiye kadar söyleyecek şeyi olmayanlara söz hakkı kazandırmayı çağrıştırıyor. Devrim çağrısı kalplere hitap ediyor.
Bağımsızlık savaşlarında İngilizlere ayaklanmış olmaktan gurur duyan bu millet ‘devrim’ vaatlerine kendini kolay kaptırabiliyor. Washington’daki iktidar sahibi zümre ve Wall Street’teki büyük sermaye tarafından kandırıldığını hisseden kitlelere Sanders umut veriyor.
Hillary neyi temsil ediyor?
Hillary Clinton’un düştüğü tuzak böyle tarif edilebilir. Tezleri, örneğin Sanders’in sağlık reformunda yapmak istediği yeniden yapılandırmayı delik deşik edecek kadar tutarlı olsa bile şimdiye kadar seçmenle arasında köprü kurmayı başaramadı. Hillary Clinton seçmenin korku, endişe, öfke ve umutlarını kucaklayan bir kişilik sergileyemiyor. Kendinden yeni bir şey veremiyor. Geçmişin denenmişlerinden olduğunu unutturamıyor.
Hillary Clinton eşiyle birlikte çok uzun bir süredir siyasetin içinde. Bu nedenle selamete çıkaracak bir aday olarak algılanamıyor. 74 yaşındaki Bernie Sanders ise bunu çok iyi başarıyor.
Hillary Clinton seçim kampanyasındaki, kendisinden neler beklenebileceğini herkesin bildiği tek aday. Zaafları ve doğru ile yanlış arasındaki farkı yorumlayış tarzındaki cömertliği kadar düşüncelerini gerçekleştirmedeki kararlığı da biliniyor. Ama bu seçim kampanyasında güvenirlik ve kestirilebilirlik aranmıyor.
Önemli olan, hissetirebilmek
Amerikalılar en azından seçim kampanyasının ilk aşamasında beklentileri ve arzularının ciddiye alınıp, ortak edildiklerini ve giderek karmaşık ve tehlikeli bir hal alan dünyada sayıldıklarını gösteren bir isim arıyorlar.
Bu doğal olarak sadece Demokratlar açısından geçerli değil. Cumhuriyetçilerde de şimdiye kadar fazla tutarlı olmayan vaatlerle seçim kampanyasına katılan adaylar prim yaptı. Duyguların gücüne oynayan ve oynamak zorunda olan adaylar göz dolduruyor. Bu güçlü çekicilik bir anda yok olup gidebilir. Seçmenin son dakikaya kadar kararsız kalmasının nedeni de zaten bu. New Hampshire’deki ön seçim de bu yüzden bazılarına son derece heyecanlı ve de ürkütücü geliyor.
© Deutsche Welle Türkçe
Ines Pohl

'Cizre'deki çatışmada 8 kişi öldürüldü' iddiası

Anadolu Ajansı ve Doğan Haber Ajansı, Cizre’de, bodrumunda günlerdir yaralıların bulunduğu binadaki PKK’lılarla güvenlik güçleri arasında çatışma yaşandığı, 8 PKK’lının öldüğünü bildirdi.
Ajanslar Cudi Mahallesi’ndeki söz konusu binadan güvenlik güçlerine roketatar ve uzun namlulu silahlarla ateş açıldığını, çıkan çatışmada 8 PKK’lının öldürüldüğünü aktardı.
Bu arada dün akşam TRT Haber, son dakika gelişmesi olarak duyurduğu bir haberde, “Güvenlik güçleri Cizre’de teröristlerin kontrolündeki bodrum kata girdi, 60 terörist etkisiz hale getirildi” ifadesine yer verdi.
TRT Haber daha sonra bu sayıyı 30 olarak değiştirdi.
TIKLAYIN – CİZRE’DE 9 KİŞİNİN ÖLÜMÜNE DAİR ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR
Dicle Haber Ajansı (DİHA) ise “Yaralıların bulunduğu iki ayrı binaya operasyon düzenlendiğini ve bu operasyonlarda çok sayıda kişinin öldüğünü” bildirdi.
DİHA yaralıların infaz edilmiş olabileceğini belirtti.
Günlerdir Cizre’de, Cudi mahallesinde iki ayrı binanın bodrumunda yaralıların olduğu belirtiliyor.
Yaralıların alınamamasıyla ilgili HDP ve hükümet birbirini suçluyor.

Yaşam – Doğum – Kadın Hastalıkları